27 Aralık 2020 Pazar

 Terapi 3-Akla ziyan günlere ulaştıysak,genellikle olayları evirip çevirip tekrar düşünüyor,tekrar kahroluyor,çaresizliğimizi kusuyoruz kendimize.Böyle yaptıkça konuyu içimize bilinçaltımıza iyice ezberletiyoruz.Unutmayı zorlaştırıyoruz da kötüsü farklı bakmayı unutuyoruz.Oysa konuya tam tersinden bakmayı oyun haline getirebilsek.Daha derini ben bu konuya neden bu kadar alındım,üzüldüm diyebilsek.Oralarda bir yerde kendimize sevgimizi unuttuğumuzla karşılaşırız.Beğenmediğimiz,bize dert olan bir hatamızı anımsarız.Biz geçit vermişizdir,o olayın oluşuna,kendimize kızarız bir kez daha.Sarılın kendinize,utanmayın korkmayın ben ne yapıyorum diye.Kollarınızla sarın bedeninizi.Başkasını beklemeyin.O zamanki sen yaptı bu hatayı,anlamamıştın bugün anladığını deyin kendinize.Üzülmenin bir şeyi değiştirmeyeceğini iyice ezberletin kendinize.Kuru bir ezber değil bu.Denenmiş bir doğru.

6 Aralık 2020 Pazar

 İçimdekilerle sokaklarda 20-Bugün yürümeye hasret bir gündü.Neyse ki,yine gece oldu.Güneşi bu yüzden çok severim,sözünü tutar ve doğar,batar yine yine.Bir türlü uykuya dalamam.Başını yastığa koyunca uyumalara bayılırım bu yüzden.Saat gece üç dolaylarında bir bağrışma sesi geldi penceremin önünden.Bir kadın haykırışıydı,beni mahvettiler,yapmayın dedim dinlemediler imdaat.Birileri polisi aramış olmalı ki,geldiler iki kişi.Perdeyi aralayıp bakıyorum.Kadını ikna etmeye çalışıyorlar adını da söyleyip,hadi herkesi rahatsız edeceksin,kalk hadi diyerek.kadın diretiyor.Erken saatlerde derse giderken görürdüm bu kadını,bir ağacın dibinde sığınamadan sığınmış,gözleri yara içinde,ağzından salyalar akıyor,genç daha.Acı içinde kalırdım.tanıdım,aynı kadın.sürüklediler o kurtulup bahçeye girdi.Penceremin önünde beton bir alan var oraya çöktü.Camı araladım,polislere;bırakın kalsın burada dedim.Rahatsız olmayın sakın dediler.Yok dedim bırakın.Peki deyip gittiler.Yıllar önce insanı tanımadığım,sevdiğim yıllarda olsaydı onu içeri alır,yatırırdım.Ama yapmadım,gidip yattım,bütün gece kadın inledi ağladı,ben de içerde kahroldum.Sabah kahvaltı hazırlayıp koştum vermek için,gitmişti.Buranın yerlilerinden birine sordum,tanıdı.O kadın genç kızlığında tecavüze uğradı.Adam aldırmadı elbette.Aileyi susturdu.Şimdi büyük bir mağazanın sahibi.Kızla çevre alay etti,suçladı.Aile önceleri baktı ona ama o evden kaçmaya ,sokaklarda yaşamaya başladı.bir çok kez tecavüze uğradı,kürtaj edildi.Aile de bıraktı onu kendi kimsesizliğine,dedi.Vücudu harabeye dönmüş bu kadına bile tecavüz edilebiliyordu.İnsan denen yaratığa nefretim bir kez daha kanıtlanmış oluyordu ne yazık ki.......

28 Kasım 2020 Cumartesi

 İçimdekilerle sokaklarda 19-Bugün dut ağacıma uğruyorum.Kesildi.Ben gelip geçerken uğrar,dertleşirdim.O da dutlarını ikram ederdi.Kocamandı,yerine ne olduğu belirsiz bir bina dikildi.Kolay kolay kesilecek bir canlı değildi.Dal budak salmıştı,dostu çoktu.Gitmeyecek sanmıştım.İnsanlar giderdi ama onlar..Gidiyorum demişti,ne zaman görüşürüz belli değil.Bana da gel demişti ama oğlumuzu nereye bırakacaktık.Onun için kolaydı.Annesi bakardı.Keyif için bırakılan bir çocuk vardı yakınlarda.Kocaman çocuğun altına bez bağlarlardı herkesin içinde altını açıp.O debelenip durur kimse aldırmazdı.Sonra bir gün bu çocuğun annesi Almanya'dan gelecekti.O da karşılamaya çıkmıştı.O kadar heyecanlıydı ki annenin geldiği taksi çarptı ve öldü.Almandı annesi.Bizimkilerin kazançlı görüp evlendikleri sonra da boşverdikleri çocuklardan biriydi.Son gün sarılamadan gitti eşim.Babası vardı yanımızda.Bir daha da görüşemedik.O yurt dışında gençlik heveslerini gerçekleştirdi durdu.Kendimi bu hale nasıl getirdim deyip en çok kendime kızmakla geçti yıllarım.Neyse artık değil dut ağacının, herkesin gideceğini iyi biliyorum.Güven duygum bitti.Ne acıdır ki kimseye güvenmemenin yarar getirdiği günlerdeyiz.Şimdi de yanlış ülkede doğduğumu düşünüyorum.

22 Kasım 2020 Pazar

 İçimdekilerle sokaklarda18-Bugün çok eski arkadaşlarla toplantıya katılmaya karar verdim.İlk kez.Herkes büyümüş,yaş almış,değişmiş.Ne konuşacağımı şaşırdım,kendim gibi konuştum,anladım ki aramızda konuşacak bir şeycikler yok.Dönüşte iki arkadaşla daha oturacağız bir yerde .Bir şeyler yedik.Biri bu kez ben ödeyeyim hesabı dedi.Yok ,benim ilkem herkes kendi hesabını kendi ödesin dedim,güldüler.Ama samimi değil eklemesi yaparak.Bakın dedim asıl hesabı birinin ödemesi samimi değil.Hesabı birinin üzerine yıkmak nasıl samimiyet olur ki.Aslında haklısın deyip bana uydular.Gelirken sokak kedilerime laf attım .Her seferinde yanıt alırım,hepsinden.Bazıları hemen enseyi okşatmak için gelirler.Kediler insanı tanır,insan olanı.Bazılarına yaklaşmazlar bile.Evime vardım,cevize de bir selam elbette.Penceremden gördüğüm gökyüzü azalıyor.Bir inşaat sürüyor ve yakında gökyüzüm azalacak.Neyse ki açık alanlar kapanmadı henüz.Kırmızı oda'yı izliyorum televizyonda.Terapi,herkesin ihtiyacı olan bir durum.Ama saati 400 liradan başlıyor.Yani bu da parası olana.İnsan olanın ruhu zedelenir ama insan olanın.


20 Kasım 2020 Cuma

 İçimdekilerle sokaklarda 17-Kapıyı açar açmaz,portakal ağacının kokusu yayılıyor.Portakalları pek sevilmiyor,çekirdekleri fazlaymış.Ben seviyorum onu,her gün bir iki düşüyor,sabahleyin onları görünce hediye geldiğini düşünüyorum.Yola çıktım yine.Yollarda betonların arasından can havliyle çıkan otların fotoğraflarını çekiyorum.Direnişçiler diyorum onlara.Buldukları ufacık topraktan isyan ediyorlar,betona.Çiçek açanları genellikle sarı.Nedeni var mı acaba?Sarı,hüzün rengi gibi gelir bana.Birazdan bir selam verenle duruyorum.Arkadaşım,ay gelmedin hiç diyor.Bir gün dan diye girişeceğim söze.Ben ona çok gittim ama onun gelmek aklına gelmedi.Neyse ev gezmelerini de sevmiyorum zaten.Her halde,eşinden yakınmaları birikti.İstemiyorum artık dinlemek.Bir gün ne söyleyeceksen,eşine söyle deyip bırakacağım.Yüzüne canım cicim,bana dert yanıp duruyor.Neyse ki bu yaşın,yaş almanın güzelliği var.Ağzına geleni çekinmeden söylüyorsun artık,biriktirmeden.Yürürken aklıma bir şiir düşüyor.Şiir aniden akıyor genellikle içime.Ama telefon bölüyor,bir daha zor hatırlarım hemen yazmalıydım.Bir akraba.Bir süredir,sürekli arıyor,oysa aramazdı.Ben gezmek istiyorum diyor,seninle gezeriz kafa dağıtırız.Bak seni arıyorum bunun için.İstanbul'u iyi bildiğimi düşünüyor,onu gezdireceğim.Uzun süredir aramayan bu akrabanın niyetini anlıyorum hemen.Olur tabi olur,benim debir çok sorunum var dertleşiriz seninle diyorum,alacağım cevabı bilerek.Bir anda;ay ben o zaman gideyim deyiveriyor.Gülmeye başlıyorum,kendini açık edecek cümleyi kaçırıverdi ağzından.Ondan sonra aramayı kesiyor,beklediğim de buydu.

14 Kasım 2020 Cumartesi

 İçimdekilerle sokaklarda 16-Bugün meydana uğruyorum.Çınar ağaçları orada,belediyenin yapraklarını yok edip nefessiz bıraktığı, üzerlerinde kurulan kuş yuvalarını hiçe saydığı doğanın vefalı ağaçları.Üzerlerinde öyküler biriktirdiklerine inanırım,uzun yaşamlarından dolayı,insan izin verirse ..Meydanda İstanbul'un tüm meydanlarında olduğu gibi yem bekleyen kuşlar var.Yem satıcılarından aldıkları yemleri kuşlara atanlara bakıyorum,bir kısmı yemi attıktan sonra çocuklarını kışkırtıyor,onlar da kuşlara doğru koşup tam yem yiyecekleri zaman dağıtıyorlar hepsini.Acısı da bunu yaptıktan sonra gülüyorlar.Dikkat kesiliyorum ailelere.Hiç biri çocuğunu engellemiyor.Verdikleri yemlerin kuşlarla ilgisi yok yani,çocuklara eğlence çıkarıyorlar.Birinin önündeki yemeğin alınmasına gülmeyi böyle öğreniyor çocuklar.İnsanların işsiz kalmasına,işten atılmasının güvencesiz oluşuna aldırmazlık böyle gelişiyor.Sokak köpeğimin başını okşamaya gidiyorum sonra,patisini veriyor gözlerime bakıyor hüzünle..Onların kulluk yorgunu bakışlarını çok seviyorum.Başını okşuyorum.Biri duraklıyor,abla çocuğunuzu okşar gibi seviyorsunuz ne ilginç diyor, ardından kaç yaşındasınız siz diye ekliyor.Yüzle yüzelli arasında diyorum.Yaşımı sorana bu yanıtı veriyorum ne zamandır.Bazen bin ,bazan beş yaşında olduğumu söylemiyorum elbette.Aslında insan denen karmaşanın yaşının çok göreceli olduğunu da.Garip garip yüzüme bakıp gülüyorlar.Okuyorum o yüzü.Aman yaşlı işte birşey denmez,gidici nasılsa yazıyor.Sokak kedilerime laf atıyorum hemen yanıt alıyorum onlardan.Onlar herkese tek kelimeyle yanıt veriyor,miyav.Bu, nasıl olsa benim söyleyeceğimi kendinizce anlayacaksınız demek...

9 Kasım 2020 Pazartesi

 İçimdekilerle sokaklarda 15-Bugün alt yoldan gidiyorum,sahil tarafından.Bir yandan da betonların arasından çıkmış bitkilerin fotoğrafını çekiyorum.Direnişçi çiçekler adını verdim onlara.Bugün şanslıyım,işte ışıkların direğinin dibinde bir gelincik.Çok severim gelincikleri.Bahçıvanların emrine girmez onlar.Sözüm ona süslü bahçeleri ,hizaya girmiş çimenleri,şekle sokulup,kendine küstürülmüş ağaçları sevmezler.Gelinciğin süzülen resmini çektim. İleride bir kalabalık var,göz attım,elde kameralar,karşıdaki kızları çekiyorlar.Ne bu dedim,doya doya moda çekimi dediler.Bu ülkede resmi çekilecek bunu mu buldunuz,yazık, deyip geçtim.Meydanda gözüme bulunduğumuz ilçede sayıları on beşi geçen, adlarına deli denen kişilerden birine rastladım.Ben deli demiyorum onlara.Yaşam özgürü diyorum.Bu adamın kollarında bilezikler,boynunda kolyeler var hep.Baktım,bir sandalyeye oturmuş,elinde bir defter yazıyor da yazıyor.Yazdıklarını okuyabilmek isterdim.Ona en yakın dükkana girip,bu adamı tanıyıp tanımadıklarını sordum.Öyküsü ne bu adamın dedim.Abla o çok zekadan oldu böyle dediler.Arkalarında kimbilir ne romanlar yatıyor hepsinin.Görüneni adlandırmak ne kolay.

4 Kasım 2020 Çarşamba

 İçimdekilerle sokaklarda 14-Ona kedisini anlatan kuyumcunu önünden geçmek geldi içimden.Adam,adam dediysem gençti.Nasıl bıdık dedim.İyi iyi bomba.Eşinizde seviyor mu onu.Ben eve alalım dediğimde çok karşı çıkmıştı.Aldım ama bir türlü sevemiyordu.Eşimin bir gün tansiyonu çıktı,koltuğa uzandı.Ne yapacağımızı bilemedik.Şefo uzaktaydı.Koştu,koştu,eşimin göğsüne uzandı ,mırıldandı da mırıldandı.Sonra patileriyle masaj yapar gibi bir o patisini bir diğerini bastırdı göğsüne.Eşim düzeldi,ona sarıldı.O gün bu gündür çocuğu gibi sevmeye başladı onu.Hatta sen gidersin Şefo kalır benimle deyiveriyor kızınca.Ben de hayır Şefo'yu ben alırım deyip gülüyoruz.Korona virüs nedeniyle hayaletler gibi geziyoruz.Tanımadığımız insanlara selam veriyoruz tanıdıklarımıza benzetip.Üstüne bir de İzmir'de deprem oldu.Ailesi orada bulunan şans oyunları satan kadına uğruyorum.Geçmiş olsun nasıl sizinkiler diyorum.Ay ölseler umurumda değil diyor.Çocukluğunda alamadıkları yüzünden öfkeli.Oysa onların da verecek bir şeyleri yok.İnsan göremiyor bu yanını,eksikliklerin cezasını kesiveriyor ailesine.Ama onların yaşamlarına bakınca anlıyor.Bu anlamak da ancak yaşanmışlıklardan sonra gelişiyor.Sevgi boşlukları o kadar büyük ki anne babaların,kendinde olmayanı nasıl verecekler.Onları da affedeli çok oldu.Mutlu çocuklar yetiştirmek için,ülkenizin insanı,insan gibi yaşatan bir yapısı olması gerekirmiş.Yanlış ülkede doğduğumu düşünüyorum ne zamandır.Daha önce canımı yakan suskunluklarıma,kabullenmek zorunda kalan çaresizliğime yanıt saati yaptım kendime.Her gün bir saat.Olayı anımsayıp,sesli konuşuyorum,sonunda başımı okşamayı umutmadan.Ne çok eziyet ettim kendime.Kendimi affediyorum.

24 Ekim 2020 Cumartesi

 İçimdekilerle sokaklarda13-Kanamasın diye kabuklarını kaldırmaya yanaşmadığı yıllara,nasıl olsa gidip kurtulacağım buralardan sanısıyla dayanmıştı.Bir gün artık bu yolun bittiğinianladığında,yollarına kazılmış hendekleri atlayamayacağını,artık dağları mı denizleri mi seveceğini seçmenin kaldığını anlamıştı.Yol bugün tenhaydı.Alt geçidi geçerken kollarını yana sarkıtmış bitkinliği,makyaj görmemiş yüzü gözlerine vurmuş,bakınıyordu.Yanından geçen genç,çok güzelsiniz deyip uzaklaştı.Kadın etrafına baktı,kimse yoktu.Çocuğun gözleri neyi görmüştü ki..Bozuk olmalıydı.Genç kızlığa geçerken duymuştu ne olduğunu.Teyzesi annesine çocuktur,anlamaz aymazlığıyla,bu kime benzemiş kız,çirkin,sen daha  güzeldin gençken,demişti.Annesi yüzündeki hüznü görünce,acımakla teselli etmek arasında bakıp kalmıştı.Bu genç de yanlış görmüş olmalıydı ama içine gülmeler yayıldı.Omuzları bile dikleşti sanki.Bugün üst yoldan gitmeli,çekip götürülen ağaçlar ve  böğürtlen arkadaşlarımla oradalarmış gibi konuştuğum yoldan,günde üç kez evden çıkarken sorardı kendine,dün hangi yoldan gitmiştim.Çantamı da diğer tarafıma geçireyim değişiklik olsun.Hadi sakın düşme o kuyuya,değişme zavallılığına girdiğim kuyuya.Kaç adım tutuyordu bu yol,saymıştım.Bırak hesaplamaları,öğrenemedin yaşamın hesaplara yabancı olduğunu.Yine yine...

18 Ekim 2020 Pazar

 İçimdekilerle sokaklarda 12-Demiryolunu kenarında ağaçlar vardı,böğürtlenlerin başladığı noktaya gelince onlarla yarışırdı.Böğürtlen yapraklarına içinizden geçenlere yapışır,yapışanlar birikir,yanıt beklemeye heveslenrirdi.Çöreklenen birikintilerden anlaşıldığınızı çıkarırdınız.Dostlarla yanyana yürüdüğüne inana inana böğürtlen duvarının kenarından ayrılmaz,meyvesini koparırken teşekkür ederdi Özledi böğürtlenleri.Hiç gidemeyecek zannederdiniz onları.Sağlam biribirine sarılmış gövdelerini ayırmaya kıyamaz ayrılmazlardı topraklarından.İçten içe ,onların bahaneleri de bu derdi kadın.Bir gün köklerin.sen niye gidemedin.Güvensizlikten diyemezdi.Her şeyin üstüne yıkılıp,sinsice hakaret edile edile yaşadığı yılların yüreğinde oyup bıraktığı ,kendini düşürdüğü ,çıkışının merdivensizliğini kabullenip sıkıştığı paspas yıllarını unutamadığını kimselere anlatamazdı.Uzun romanları bir iki cümleye sığdıramazsınız.Karşınızdakilerin kendi dünyalarınca yorumlayacakları da katılınca içine,adınız,inatçı olurdu.Hiç izin vermedi buna.

17 Ekim 2020 Cumartesi

 İçimdekilerle sokaklarda 11-Ocağı kontrol edip,anahtara bir kez daha dokunduktan sonra sokağa çıktı.Dönüşte sohbet ederiz dedi ceviz ağacına.Beni görmesin der gibi kendini saklaya saklaya geçtiği evde bir arkadaşı oturuyor.Artık en güvendiği insana güven oranı %5.Bu arkadaşı da ortalarda bir yerlerde.Camdan görüyor kadını bir bağırtı koparıyor,gel lütfen haydi birazcık.Keyifsizce gidiyor evine.Bak bugün bir fal bak bana Çok oldu ama bugün çok ihtiyacım var.Sen hep dersin,kahve telvesiyle  ne görülebilir yapmayın diye.Tamam ama senin falların çıkıyor yav.Kadın yüzüne bakıyor onun.Ah şu anda o yüzün fotoğrafını çekebilse.Ama artık bıktı.Gören fal baktırmaya çalışıyor.Buna bir çözüm bulmak gerek.O an aklına geliyor.Bak artık bir fincan fal nakımı 100 tl ,kusura bakma.Arkadaşının gözleri fal taşı gibi açılıyor.Ah şu anda bu para yok yanımda.Kart kullanabilseydik.İçinden gelenleri söyleyebilse bir daha yüzüyüze bakamayacaklar.Ben çıkayım işim çok deyip kapıya yönleniyor.Sokakta,yolun ufkuna bakınca yoldaki dert ortağı kayıplarına uğramak geldi içinden.

16 Ekim 2020 Cuma

 Dersler....Yaşamında seni mutlu eden ,kendine kalanı kurtar.Eski sen o günkü kafasıyla yaşamı tanıdığı kadarıyla yaşadı yaşadıklarını.Bu yüzden pişmanlığın kimseye yararı yok.Geçmiş değişmez,bitti.Geçmişi ancak öykülerinde gerekiyorsa an.Yaptığın her şeyden mutlu olmaya çalış.Küçümsemeden.Hem mutluluk öyle saatlerce sürecek bir olgu değil.A,kahırlcı da yaşamın içinde.Kendini yaptığınher şey için değerli bulmaya çalış.Bana her şey değer duygusunu unutma.Kısacası,elindeki şartlarla elinden geleni yap,kahırlanmadan.İsyanın yararı yok.Gençlik yıllarında öğrendin,bedeller ödeyerek,isyan etmek senin gibi isyan edenler varsa geçerli.Arkanda kimsenin olmadığını öğreneli çok oldu...

 İçimdekilerle sokaklarda 10-Uykusunu yarıda bölüp belki bir tanıdığa rastlarım beklentisi yüzüne yapışmış  kadın,çocukluğunun ne olduğu belirsiz günlerinden habersiz ,ulaşacağı günü belirleme şaşkınlığı gözlerinde ,belinde bağlı hizmetli önlüğüyle domates seçen saçlarının yarısı kırlaşmış,genç yanları yaşlı yanlarıyla gölgelenmiş ,yaşsız ,eşini arayan ama bulmaktan umudu bitmiş gözleriyle bir adam ,genç kalma inadıyla yaşlılığın kavga ettiği  görüntüsüyle yaşını bilmedikleri kız,her gün hemen hemen aynı saatte marketin girişinde kendiliğindenmiş gibi karşılaşırlardı.Bu gün de kimseyi görmeden bakınan kadın reyonları dolaşıyordu.Alacağı ne olabilirdi.?Bir şeyler almalıydı.Buraya geldiğine göre.Evde altı tuvalet kağıdı ,mutfağa sığmayan peçeteler cirit atıyorken,bu kez bir şey almadan çıkacağım,sözünü yine tutamıyordu.

10 Ekim 2020 Cumartesi

 Terapi 2-İnsanın insana eziyet etmediği sistemler çok uzak görünüyor.Demokrasilerin en büyük çıkmazı insan doğasının hep ben hep ben diyen yanı.İnsan olmak ezbere çok tanımı yapılan bir kavramdır.Ama temelde insan olabilmek kendinden başkasının nasıl yaşadığını dert etmekle başlar.Oysa kapitalizmin uygulandığı sistemlerde kendin için önüne geleni harcamak vardır.Bugün bunun acıları yaşanıyor daha da yaşanacak.Biz istiyoruz,kahroluyoruz diye değişmez.O zaman en az üzüleceğimiz yollar bulmaya çalışmak gerekiyor.Bu günün oluşumunda katkımız yoksa tabii.Çevremizdeki insanların nasıl davranacaklarını yönlendiremeyiz.Bekleyişlere girmeyelim.Kendimizi,yaptığımız her şey için değerli bulalım.Bana değer duygusunu güçlendirelim.Güneşin doğuşundan bile mutlu olmaya çalışın.Çok züğürt tesellisi gibi görünse bile.

7 Ekim 2020 Çarşamba

 Terapi 1-Keşke herkes terapilere gidebilse.O parayı bulsa da Oysa düşünce düzeyi ortaçağı aşmamış ülkelerde hastalar ortalarda gezip,kendine ve çevresine zarar verirken terapiye gitmek hala delilik diye yaftalanır.Kimin deli olduğu gerçeği çok tartışılacak bir konuyken üstelik.Organlarımız yıpranırken ruhumuzun yıpranmasını yok sayarız. Çünkü küçük bir grup kime ne yaptığını umursamadan kendine kazanç getirenden yana tavır alır ve diğer insanları da yoksullaştırarak kendine bağlar.Zoraki bağlılıktır bu, elinizdeki küçücük var olanı da kaybetmemek için köleleşirsiniz.Yok ben yapmam diyen,yoksulluğun götürdüklerini bilmeyendir.Ekonomi politik bilimine çok girmeden ama çıkmadan da kırılan yanlarımızla ilgili elimizden gelen onarım biçimlerini konuşmak isterim.Önce nerede bir sorun-suç varsa,onun ardı kocaman bir romandır.Oraya bakmak gerekir önlemek için.Oradaki yaralı uygulamayı onardığınızda sorunu çözersiniz ancak.Tekrar konuya dönüyorum.Keşkelerimiz,kahırlarımızın uzantısıdır.Ruhu yaralanan keşkelerinde kendini suçlar.Oysa ,yapmadığımız,ya da yaptığımız neyse,Onu o günkü biz yaptık.Yaşamı bilmiyorduk,tanımıyorduk.Herkesi de iyi sanıyorduk üstelik.Çocukluk ya da gençlik resminizi önünüze alın.Başını okşayın onun.Karşınıza bir sandalye alıp,sizi  kahreden insanın oturduğunu varsayarak da konuşabilirsiniz.Doğaldır bu.Psikologların bir sözü vardır,kendinizle,eşyalarla konuşun ama eşyalar sizinle konuşmaya başladıysa ruhunuz çok yaralıdır,zedelenmiştir.

3 Ekim 2020 Cumartesi

 İçimdekilerle sokaklarda 9-Koşullarımı kabullenmekte zorlandım,sıcak yaz gecelerinde evde ter içinde boğuşurken,keşke evim dışarı çıkabileceğim bir yerde olsaydı,keşke balkonum da olsaydı diye diye..Ee yok,kendini bunaltınca bunlar gelecek mi? Oysa akşam serinliğinde çıkabilirdim.Bulunduğun duruma tühlenirken,elindekini göremiyorsun.Bir de bu işte,şartların bu diyebilmeli.Diyemezsen,kendine acıman bitmiyor.Bir de iyi koşullara sahip kim varsa kıskanıyorsun.Bunlar ticari gelişim kitaplarına benzedi,kendini kandıramıyorsun.Ekonomik adaletsizliğin nedenlerini biliyorsun çünkü.Keşke okuma yazma bilmeseydim dediğin de oldu.Hele yaptığı evlerde depremde 200 kişinin öldüğü müteahhit yepyeni bir bir ev aldığında sevinçle taşınırlarken ,onca canın aldırmazlığıyla refaha ulaşırken ,kendi dürüstlüğünün ,başkaları  için mücadele etmenin yokluk olarak geri dönmesine isyan ediyorsun.Haklısın ama böyle işteYanlış ülkede doğmuşsun.Haydi iç ilacını......e.a

1 Ekim 2020 Perşembe

 İçimdekilerle sokaklarda 8-Unut o kızı.Gecenin bir yarısında karnım aç diye gezen kızı.Hem görmedin,tanık olmadın,belki anlatan çocuklar uydurmuştur.Sen nasıl düzelteceksin bunu.Unutacaksın,çare yok.Kocaman bir çıt sesi.Ceviz düştü.Koş,sen kap ,komşular yetişmeden.Yaşamında zevk alacağın bir şey yoksa,yaşamın değer olduğunu da unutuyorsun.Görev olarak yaşamak başka,severek yaşamak başka.Cevizin çıt sesi,sessiz evime girmeden duyduğum son ses.Eve girince ses bulayım  diye mi istemiştim evliliği.Biraz.Belki de nasılsın diye soran biri olsun diye.Ben koyulayım anlatmaya,biri dinlesin,dinlesin,çok yorulmuşsun desin.Sımsıkı sarılsın ama öyle yarım yamalak değil,insan sıcaklığını hissettirecek kadar.Oysa herkes kendine sarılmanın peşindeymiş.Yaşamı bu denli farkede ede depresyonla karşılaştım.Uzunca süre acıya 5 dakika yeter derken,bir iki günlüğüne daldığım umutsuzluk sürekli olunca,yemek yiyerek yaşama tutunmaya çalışırken,bir de kilo verince,kendime ağır gelmeye başladım.Yerin altımdan kayacağı noktaya gelince ,kardeşimi aradım.Bu hallere mi düşecektim ağlamasıyla kendimi anlatmaya çalıştım.Geldi,gitti,ilaç alıp almama konusunda çekişe çekişe sonunda karar verdim.1eylül 2014 te ilk ilacımı içtim.Çarşaf gibi prospektüsü bir yana ,nereden geldim buraya nasıl savruldum demeyi bıraktım.Geçmişe dalmak,geçip gitmiş ne varsa,ne kadar asılsız,tüketici.

28 Eylül 2020 Pazartesi

 İçimden ve sokaklardan 7-Ters yola saptım.Sürekli zihnimi başka düşüncelere daldırıp,bacaklarımın beni götüreceği doğrultuyu  ezberlemesine güvendiğim değişmez yolumu bıraktım.Ev,me kıvrılan arayı geçmş olmalıyım ki,bambaşka yeni binaların arasına dalınca tanımadığım bir yerde hafifçe paniklerimi yatıştırmayı başarıp deniz tarafını sordum birine.Aralara dala çıka tanıdığım dükkanların önüne düştü yolum.Yön duygusu niye şaşırır yolunu.Beynimizin yerleştirdiği ezberler ne oluyor da bizi tanımadığımız noktalara savuruyor.Hiç bilmediğimiz ideallerin peşine takılıp,hiç bilmediğimiz  yol ayrımlarına ,açmazlarına geldiğimizde kendimizde anlamadığımız bu mu?Somutla soyutun farkı bu yoksa?Evimi görünce ferahlayarak anahtarlarıma sarılıyorum.Cevizin altında bir tur atıyorum.Her turda üç dört ceviz veriyor bana ağaç.Bazen tam önüme düşüverince hediye geldi sevinciyle çocukça bakıyorum yukarı.Aynı ceviz hızla başıma düşse acıtır mı?Yapmaz bunu bana.Benim kocam yapmaz diyenlere benzedim işte.Oysa,herkes,her şeyi yapar.Çok acımasız olunca kabullenmeyiz bu gerçeği işte.

27 Eylül 2020 Pazar

 İçimdekilerle sokaklarda 6-Bütün gece süren bir rüya görüyorum.Bir yerden geliyorum İstanbul'a,bulunduğum semte geçiyorum.Arka mahallelerde dolaşıp evimi arıyorum.Sokağı soruyorum.Bir çok yeni binanın yapıldığı yerlerde geziyorum.Bir kadına soruyorum.Ev işleri yapıyormuş.Size yemek yaparım diyor.Sonunda güç bela evin bulunduğu sokağı tanıyorum.Yolda birileri,oğlun seni bekliyor,yattı,çok merak etti ,diyor.Bütün gece evi aramaktan yoruldum.Çıkıyorum.Hava bir kez daha yanıltıyor.Sanki yanılmaya yabancıymışım gibi çatıyorum göğe.Alacak bir şeyler için yokluyorum bilincimi.Yoksa da görünce alırım,hiç yoktan gazete.Çıkmak için bir gerekçe olmalı ya.Yolları değiştirmeye ,yan yollara sapmaya gayret ederek geçiyorum tanıdık caddelerden.Usancımı itmeye çalışarak,marketten aldıklarımı ödemek için kasada bekliyorum.Önümdeki kadın ,eşya yerine koyduğu çocuğunu azarlıyor,yaralayarak hem de.Gitti 50 lira ah gitti diye diye hesabını ödüyor.Oğlunuz  mu diyorum.Oğlum,olmayasıca.Gözlerindeki delilik çocuğunkiyle aynı.Hızla uzaklaşıyor çocuğu iterek.Gidecek yeri olmayan yüzüyle annesinin ardına takılıyor çocuk.Çıkışta onları göremedim,izleyecek-tim oysa.Çocuğun yüzü içime işledi.

24 Eylül 2020 Perşembe

 İçimden ve sokaklardan 5-Yürürken bilinçaltını azarlamak gerekiyor,bu günü zehirlemesinler diye,hele de özgüveni yerle bir eden molozlarla doluysa..İyi de her bilinçaltı seninki gibi değil ki.Sen güzellikler bulmaya çalış ama biri acı arıyor bilincinde.Kafasını boş bir sepete döndürmeye çabalarken yarınki buluşma geliyor aklına.Yatılı okuldan arkadaşlar buluşuyor.Yeni evine geçiyormuş biri.Yep- yenidir,tertemiz,deniz de görüyordur,takımlar da çıkarılır ikramlar için.Ama on iki kez taşınınca her şeyin tek olduğu mutfak gereçlerine sahibim.İki birinden üç diğerinden.Zaten takım sevdalısı da olmadın ki hiç.Pencere demirlerinin birinci katı boğduğu evine gelirler mi?Bu ,hiçbir şeye sahip olamamış, avanak demelerinden çekiniyorsun.Oturtacak yerin de yok o ayrı.Gitmemeye karar veriyorsun,dönüşte kazı kazan almaya uğrayayım.Günlük umut satın alıyorsun.Yemekten sonra kahveni içerken kısa süreli umut zamanı.Birşey kazanamadın ama inat ediyorsun.

22 Eylül 2020 Salı

 İçimden ve sokaklardan 4-Hamamdan çıkmış gibi nemini de yüklenmiş hava içeri akıyor.Geri kaçmaya kalkışsa kendini salonun ortasında buluyor.Yazı özlerdi bir zamanlar.İki üç yıldızlı küçük otellerin buğuntulu odalarından denize girer,suyla kucaklaşırdı,sırtüstü  yatıp göğe bakmak çok iyi gelirdi.Şehirler arası otobüslerin uykusuz gecelerinden sonraki sabahlardan korkuyor artık.Sendelemekten,ertesi günkü karamsarlıktan.Molaların tuvalet ihtiyacına cevap vermeyen uzunluğundan.Yazlıklarında çekildi oturup söyleştikleri.İnternete giriyor,yaşayanların yaptıklarından bazılarını beğeniyor,bazılarını hızla geçiyor.Nasıl da aynı sırayı izliyor karanlık günlerin sapılanları.Tırnağını kırmaktan korkan yollar 40 yıl öncesinin aynısı.Tek kitabına imza günü düzenleyip her anını paylaşan pazarlamacılar.Kendini öne koymanın en önemli belirtisi de aynı.Gıdığın kısılması gözlere oturmuş,ben de neymişim bakışı.Daha çok duramıyor oralarda .Sahile vuruyor ayakları.Kedilere laf atıp yanıtını da hemen alıyor.Ne güzel her şey için aynı sözcük onların ki..Yorumlamak senin sorunun  diyen,deniz durgunluğunu aşmaya ramak kalmış bir dalgınlıkta.Birden onları görüyor,kucaklarında çocuğuyla oturan anne ve baba.Üçünün de saçları sıfıra vurulmuş,çocuğun yüzü lösemi.Kaybetmeye isyan etmiş yüzlerine bakıyor saygıyla.Uzaktan bağırıyor biri.Arkadaşları.Yine üzülecek bir şey bulmuşsun, kendine ne var ne yok diyor biri kahkahayla.İdare vaziyeti işte.Şurada bir çay içelim.Ay kampa gittik,deniz şahaneydi.Bir de ucuz,askeri kamp ya.Aaa seni de alırdık biz amaan.Geldikten sonra hatırladığını gizlemiyor bile ..

16 Eylül 2020 Çarşamba

 İçimden ve sokaklardan3-Uzak bir köşede bazılarının sinsi bir gizlilikle gözlediği iki travesti sevimli köpekleriyle gelmişler.Abartılı mini eteklerinin  sergilediği bacaklarını açarak oturmuşlar.Bakanlar için bir gizlilik abidesi onlar.Bana selam veriyorlar uzaktan.Selam verenleri yok başka.Bir kez çakmak istemişler,vermiştim.O günden sonra anlaşıldıkları mesajını aldılar benden.İnsan karmaşasının bir çeşidi olarak görüyorum onları.Kitabımı açıyorum.Kalemim yanımda,kağıdım da.Kitapla konuşmaya başlamak için zaman kolluyorum.Yanımdaki salıncağa iki kadın oturuyor,karşılarında bir adam.Onları ikna etmeye çalışıyor.Karısı duymaz,idare edersiniz be diyor ikide birde, size söz.İşte kara kedi geliyor,doğru kucağıma atlıyor,kediler yalnız insana giderler.

15 Eylül 2020 Salı

 İçimden ve sokaklardan 2-Çıkmadan mutfak camının önüne bakıyorum.Gece gelmiş,yüzüme bakıyor.Uykun mu geldi diyorum.Uzanmış,oğluma söylediğim ninniye başlıyorum,gözleri ağırlaşıyor ve kapanıyor.Deniyorum yine aynı.Ninniyle uyuyor,şaşıyorum.Çıkıyorum cevize selam vermeden geçmek yok.Milli piyangodan para çıksa,iş yerlerine gidip küfredeceğim diyor iki gençten biri.Bahçeye uğruyorum.Bugün sessiz,palmiye ağaçlarının fısıltıları.Bana içini dökmeye gelenler ,karşısındakiyle paylaştığını zannederler ya,dinlemekten yorulduğumu bilmezler.Kadıköy'den dönüşte yol yorgunluğuyla atarlar kendilerini,çökerler kalırlar.Ağaçların gövdelerini hele de söğüt dallarımla sarmalar,bezginliklerini anlamazlar.Adını yadsıyanlardanım.Tek palmiye ağacı yok yöremde bile.Adım palmiye ama.Çevremde betondan yılmış gözler,doğanın onaracağı geniş alanlar var.Çimenler,ağaçlar,köpekler,kediler..Göz erimi denize varır ya bilinmezliklerle tıkanmış duygularımız,ansızın rahatlar.Ufkun belirsizliği,sonsuzluğun doğallığını hatırlatır sanki.Issız bahçede küçük bir havlama.

14 Eylül 2020 Pazartesi

 İçimden ve sokaklardan  1-Her  üç ayda bir hamile olan kedim comparsita,camın kenarına atladı.Yemek bekliyor.Koştum hemen mamayı kaba koyacağım ama biliyorum ki hemen yemez.Önce yanağımı diliyle ufacık yalar,başını başıma dayar,sonra yemeğine başlar.Baş kızım baş dersem de başını tekrar başıma sürter.Bu onun teşekkürü.Gözlerimi yaşartır bazen .Sokaktaki kazı kazan satan bayinin önündeyim.Ada-mın biri nefes nefese ,abla hemen bir kazı kazan ver büyüsü bozulmadan.Ne oldu ki?Başıma kuş sıçtı,Bana çıkması lazım artık.Kredi aldım,nasıl ödeyeceğim bilmem Kadın yüzüne baktı adamın ciddi mi diye.Adamın yüzü ciddiyetten beklentiye dönüşen heyecanıyla inanç doluydu.Kazıdı kağıdı,ah bir sıfır daha olsaydı deyip gözyaşlarına boğulurken,dayanacak başka hiçbir şeyim yok dedi.Bu kuşlar daha çok sıçsa,benim satışım patlar dedi satıcı sırıtarak.Bugün bütün kasvetimi yenip doktora gittim dedi biri. Göğsümde üç ,koltuk altımda bir kist varmış.Geçmiş olsun hanım abla dedi satıcı.Doktor parça alınacak dedi,gittim o odanın kapısına,ayaklarım titredi,bir terleme bir terleme.Kaçtım oradan.Niye kaçtın ki?Kötü oldum,korktum.Kocamı aradım,gelsin diye,yüreğim o kapıdaki gibi ağzımda.Para mı var da geleyim deyip kapattı telefonu.Kardeşimi aradım,büyütmüşsündür abla,kimse yok mu eniştem falan.Ağlama ya da ağla çekinme ağla.Herkes yalnız aslında derken sarıldı kadın satıcıya.

10 Eylül 2020 Perşembe

 Öykü ya da roman 5-Kadın evde yoktu bir kaç gündür.Ceviz,kapıya baktı. baktı,baktı.Baktı kaldı.Kepçenin ucundaki kafeste elindeki kesici aletle adam dallarının arasına daldı.Önce kalın dalını kesti attı.Yoldan geçen arabalara dokunuyor bu deyip oh çekti geçenler.Küçük dalları da kesildikten sonra gövdesine daldılar.Ceviz baktı kimsesizliğine ,kadını şimdi anladım dedi iç çekerek.Kimsesizlik buymuş ,.dallarınızı akıllarına estiğince keserlermiş.Ortalık açıldı yaşayın siz dedi biri.Kolunuz kanadınız kırılırken birileri sevinirmiş.

8 Eylül 2020 Salı

 Öykü ya da roman-4-Ceviz dallarını yaydıkça onu buradan kimsenin kovamayacağına inanıyor.Rüzgarın usul usul esişine bayılıyor.Salınışı nazlı.Çöp kutusunun dibine konmuş dolabı parçalıyor çöpçü çocuk.Odun ürkütüyor cevizi.Mobilya olunca böyle parçalanmak da var.İnsan da parçalanan birini görünce irkilir mi böyle.Yok irkilmiyormuş .Açıldı ortalık yaşayın siz diye bağırdı birileri.Kolunuz kanadınız kırılırken birileri sevinirmiş işte.

Nerden komşu dedi biri camdan.Bir yerden deyip geçti kadın.Bu kadın da nereden gelir,söylemeden girer,cevizle konuşur ama.Yalnız yaşayınca oluyor böyle demek ki.Ama ne buluyor bu cevizde.,Ben de gitsem arada,yok canım komşular ne der,deli miyim ben.Kocam konuşsa biraz benimle.Ceviz hasretle baktı karşı duvara.önceden oralara yuva yapmış böğürtlenleri anımsadı,özledi.Elleri kolları dolu gelen kadın cevizin altına gidip ellerini gövdesine yasladı.Sonunda iki dalını kesmişler.Korkma iki dal sadece.Niye dertleniyorsun ki buna.Daha çok dalın var .Evimde iki komodin var cevizden,bakınca kimbilir hangi can yandı dediğim.Bana geçmişteki beni hatırlattıkları için kapı önüne koymaya çalıştığım ama kıyamadığım.Birini açmıştım bir gün.Yatağın benim tarafımda olmayanını.İçinde lastiği erimiş iki külotu kalmıştı.Dört beş gecede bir eve uğrayan adam iki göstermelik çamaşırını bırakmıştı.Devrimcilik oynuyordu.Annemin,eşim başka bir kadına gidiyor kızım,belli der demez ağlamaya başlamıştım.Çaresizlikten,düştüğüm durumun aşağılayıcı,yaralayıcı tarafının yok ediciliğinden.Evde ne yaptığım,nasıl yaptığım,nelere dayandığım,tek başına kalmışlığımla dalga geçiyordu artık.Hiçbir çıkar yolun yok demek istiyordu ve ben kalıyordum.Özgüvenimi zevkle çiğniyordu.Bu,o günlerin komodiniydi.

7 Eylül 2020 Pazartesi

 Öykü ya da roman 3-Cevizi küçücük bir dal halinde saplamışlar toprağa.Ne zaman büyür ki bu demiş gelen geçen.Ceviz inatla tutunmuş,üç dört yılda beş katlı evin boyuna erişmiş.Pıt pıt düşen cevizleri gözler olmuş dalga geçenler.Cevizcik dallarının kesilmesinden,onu terketmelerinden korkuyor.Kadın kendini anlatıyor her eve gelişinde.Sonunda kendi gidemeyişine cevizin dışarı sarkan dallarını kestirerek onu da ortak ediyor.Gidemediği gün söylediği,ben bundan sonra nasıl yaşarım dediği geliyor aklına.Şaşıp kalıyor ceviz,hani seviyordu onu.Sesin durağanlığında insan adımları basıldığı yerde fısıltıya dönüşüyor.Bana bakıyorlar mahmur gözleriyle.Erken saatlerde nereye yürüyor insanlar,sayıları az,konuşmuyorlar bu saatlerde.Kendileriyle mi konuşuyorlar ki bana homurtuları erişiyor.Kocaman gölgemi henüz oluşturamadım ama dinlenin diyesim geliyor,kırışmış alınlarını kararmışlığımla rahatlatacağım.Gövdeme sığındı yine.Sarılacak belki de bugün.Ama yapmıyor.Eli böğrümde,sormadan dinler miyim,başlıyor konuşmaya.İki elbisem vardı ceviz.Bugün aklıma geldi,krem üzerine kırmızı pötikareli,askılı,iki kez giydim,dolaba astım kaldırdım,kaldırdım astım,çöpe koydum bir gün,bir de giyecek yerim olmadı.Kirli sarı vücuduma oturan elbisem,nasıl da yakışıyordu onu da aldım astım dolaba.Bir gün,çarşıya alışverişe giydim.Ellerim kollarım asılı gelirken acıdım kendime.Tertemizdi onu da çöpe koydum.Kendime özenip gidebileceğim  yer olmadı,olamadı.Hep savaş giysileri kaldı bana.Günlük yaşam savaşında marketlere,dükkanlara ,sokaklara giysem gülünç olurdu sanki.Belki de inadına giymeliydim.Yoruldum,inadına yaşamaktan.

6 Eylül 2020 Pazar

 Öykü ya da roman....-2--Giriş katının tek güzel yanı,araba gelirken caddenin ortasında  şaşkınlıkla kalan  kedilerin son anda kaçıp,pencereye atlamasıdır.Her pencereye atlamaz kediler.Yalnız insanı tanır,anlar ve dinler.Söylediğimi nasıl olsa karşımdaki kendi yaşam romanına göre anlayacak gerçeğine uyup,her şeye tek kelimeyle yanıt verir.Miyaavvv.Kedilere  ters gibi duran kargalar da uğrar kapısına.En çok seslerini sezmeye çalışır kadın.Sesleri dehşeti müjdeler,hemen başlamış,içinde çaresiz kalınmış yangınları,katıp önüne götürecek selleri,uçuşan perdelerin yıkılan evlere hüzün kattığı enkaz altından gelen sesleri haykırdığı depremleri,canhıraş çağrısıyla,yetişemezse bitecek yaşamlarla yüklü ambulansları,muhtaçlıkta trajediye dönüşmüş yalnızlıkları,günlük alışıldık işler gibi haykırır suratlara..Gözleri öyle kuşkulu bakar ki kalakalır kadın.Uzaktan sohbet eder onlarla dinlemeseler de..Cevizin farklı çaresizliğine sevinmek ikiyüzlülük de uçamayışına sevinir,gidemeyişine.Caddeye uzanmış dallarıyla belediyenin tehdit edeceği ceviz ağacı,üç dört metre ilerisinde ama yola uzak defne ağacıyla konuşmaya çabalıyor.Defne,yanındaki zakkumdan umudunu yitirmiş,öğütlerini kayıtsızca dinlemesinde yorumlarken dışlamış onu.Dalları dokunmasın diye duvara doğru yönelmeye koyulsa da  dalları onu dinlemiyor.Zakkumu da dinlesen diye diye başının etini yiyorlar.Zakkumla Defnenin anası,evin daha önceki sahibi.

5 Eylül 2020 Cumartesi

 Yazacaklarım öykü ya da roman olacak mı bilmiyorum.Ama başlıyorum.

1-İki işte birden çalışarak ,annesinin bir odasına sığınmaktan sevinerek ,sonradan nasıl yapabildiğine şaşırarak alındığı belli olan evlerdendi o.Mütevazi baş eğmeyle konuşlanmış balkonu nefes alınacak yer gibi görünür ama oturulamazdı.Yolla aynı hizada cam demirlerle örülmüş küskün.Sonradan,yolda yaşamak gibi dedi kadın.Girişi kapısı arkada olduğundan ,meydanda olan bir gizliliğe de sahipti.Önceki sahibi de yalnız bir teyzeydi.Şimdiki de.Farkı ,yeni sahibinin ikide birde kendini dışarı atmasıydı.Evin köşesindeki ceviz dikileli on yıl ya var ya yoktu.Ceviz yolun kenarında her yanı izleyerek yerini o kadar sevdi ki,apartmanın boyunu geçti.Kadın,evden çıkar,cevizi alttan izler,gövdesine dokunurdu.Zemin katların girişi farklı.Apartman girişindeki ziller arasında yoklar.Gelen postacı aranıp duruyor.Ama kadın evinin zilini bozdu,çalmıyor.Sesi tanımazsa kapıyı açmıyor.Evin duvarları,insanı sarmalamayınca,sokakta yattığını hissediyor.Sokağın sesleri,,bakışları evin içinde.Bu ,istediğim değil,alabildiğim ev derken yoruluyor.İstediğini aldığı bir zaman dilimi aransa da bulamıyor.

16 Temmuz 2020 Perşembe

Dersler.............Yaşadıklarımdan çıkardığım dersleri sloganlaştırdım.En büyük sorunumun çok fazla fark  etmek olduğunu anladıktan sonra da fark ettiklerimle dünya insanı oldum. Ama,artık yaşadığım yerde sürgün gibi hissediyorum.Aidiyet duygularımı kaybettim.İyi ama zor.Bazen keşke okuma yazma bilmeseydim dediğim de oldu ama kendime kızdım hemen ardından.
Derslerim:1-Korku, kaygı ,endişe gereksiz.Bırak gitsin.Elinden geleni ya,bırak.
2-Üzülmek,hiç bir şeyi değiştirmiyor.Bırak onu da.
3-Geçmiş,geçti,gitti.Bırak...
4-Yapabildiğin her şeyle mutlu ol.
5-Olumsuzu olumluya çevir...
6-Değerlisin hele şimdi insanlara baktığında evliyasın, bir tek göğe yükselmen kaldı.....Terapi sonuçları gibi oldu ama insan kendi kendine de terapi yapıyormuş.