14 Kasım 2020 Cumartesi

 İçimdekilerle sokaklarda 16-Bugün meydana uğruyorum.Çınar ağaçları orada,belediyenin yapraklarını yok edip nefessiz bıraktığı, üzerlerinde kurulan kuş yuvalarını hiçe saydığı doğanın vefalı ağaçları.Üzerlerinde öyküler biriktirdiklerine inanırım,uzun yaşamlarından dolayı,insan izin verirse ..Meydanda İstanbul'un tüm meydanlarında olduğu gibi yem bekleyen kuşlar var.Yem satıcılarından aldıkları yemleri kuşlara atanlara bakıyorum,bir kısmı yemi attıktan sonra çocuklarını kışkırtıyor,onlar da kuşlara doğru koşup tam yem yiyecekleri zaman dağıtıyorlar hepsini.Acısı da bunu yaptıktan sonra gülüyorlar.Dikkat kesiliyorum ailelere.Hiç biri çocuğunu engellemiyor.Verdikleri yemlerin kuşlarla ilgisi yok yani,çocuklara eğlence çıkarıyorlar.Birinin önündeki yemeğin alınmasına gülmeyi böyle öğreniyor çocuklar.İnsanların işsiz kalmasına,işten atılmasının güvencesiz oluşuna aldırmazlık böyle gelişiyor.Sokak köpeğimin başını okşamaya gidiyorum sonra,patisini veriyor gözlerime bakıyor hüzünle..Onların kulluk yorgunu bakışlarını çok seviyorum.Başını okşuyorum.Biri duraklıyor,abla çocuğunuzu okşar gibi seviyorsunuz ne ilginç diyor, ardından kaç yaşındasınız siz diye ekliyor.Yüzle yüzelli arasında diyorum.Yaşımı sorana bu yanıtı veriyorum ne zamandır.Bazen bin ,bazan beş yaşında olduğumu söylemiyorum elbette.Aslında insan denen karmaşanın yaşının çok göreceli olduğunu da.Garip garip yüzüme bakıp gülüyorlar.Okuyorum o yüzü.Aman yaşlı işte birşey denmez,gidici nasılsa yazıyor.Sokak kedilerime laf atıyorum hemen yanıt alıyorum onlardan.Onlar herkese tek kelimeyle yanıt veriyor,miyav.Bu, nasıl olsa benim söyleyeceğimi kendinizce anlayacaksınız demek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder