İçimden ve sokaklardan 7-Ters yola saptım.Sürekli zihnimi başka düşüncelere daldırıp,bacaklarımın beni götüreceği doğrultuyu ezberlemesine güvendiğim değişmez yolumu bıraktım.Ev,me kıvrılan arayı geçmş olmalıyım ki,bambaşka yeni binaların arasına dalınca tanımadığım bir yerde hafifçe paniklerimi yatıştırmayı başarıp deniz tarafını sordum birine.Aralara dala çıka tanıdığım dükkanların önüne düştü yolum.Yön duygusu niye şaşırır yolunu.Beynimizin yerleştirdiği ezberler ne oluyor da bizi tanımadığımız noktalara savuruyor.Hiç bilmediğimiz ideallerin peşine takılıp,hiç bilmediğimiz yol ayrımlarına ,açmazlarına geldiğimizde kendimizde anlamadığımız bu mu?Somutla soyutun farkı bu yoksa?Evimi görünce ferahlayarak anahtarlarıma sarılıyorum.Cevizin altında bir tur atıyorum.Her turda üç dört ceviz veriyor bana ağaç.Bazen tam önüme düşüverince hediye geldi sevinciyle çocukça bakıyorum yukarı.Aynı ceviz hızla başıma düşse acıtır mı?Yapmaz bunu bana.Benim kocam yapmaz diyenlere benzedim işte.Oysa,herkes,her şeyi yapar.Çok acımasız olunca kabullenmeyiz bu gerçeği işte.
28 Eylül 2020 Pazartesi
27 Eylül 2020 Pazar
İçimdekilerle sokaklarda 6-Bütün gece süren bir rüya görüyorum.Bir yerden geliyorum İstanbul'a,bulunduğum semte geçiyorum.Arka mahallelerde dolaşıp evimi arıyorum.Sokağı soruyorum.Bir çok yeni binanın yapıldığı yerlerde geziyorum.Bir kadına soruyorum.Ev işleri yapıyormuş.Size yemek yaparım diyor.Sonunda güç bela evin bulunduğu sokağı tanıyorum.Yolda birileri,oğlun seni bekliyor,yattı,çok merak etti ,diyor.Bütün gece evi aramaktan yoruldum.Çıkıyorum.Hava bir kez daha yanıltıyor.Sanki yanılmaya yabancıymışım gibi çatıyorum göğe.Alacak bir şeyler için yokluyorum bilincimi.Yoksa da görünce alırım,hiç yoktan gazete.Çıkmak için bir gerekçe olmalı ya.Yolları değiştirmeye ,yan yollara sapmaya gayret ederek geçiyorum tanıdık caddelerden.Usancımı itmeye çalışarak,marketten aldıklarımı ödemek için kasada bekliyorum.Önümdeki kadın ,eşya yerine koyduğu çocuğunu azarlıyor,yaralayarak hem de.Gitti 50 lira ah gitti diye diye hesabını ödüyor.Oğlunuz mu diyorum.Oğlum,olmayasıca.Gözlerindeki delilik çocuğunkiyle aynı.Hızla uzaklaşıyor çocuğu iterek.Gidecek yeri olmayan yüzüyle annesinin ardına takılıyor çocuk.Çıkışta onları göremedim,izleyecek-tim oysa.Çocuğun yüzü içime işledi.
24 Eylül 2020 Perşembe
İçimden ve sokaklardan 5-Yürürken bilinçaltını azarlamak gerekiyor,bu günü zehirlemesinler diye,hele de özgüveni yerle bir eden molozlarla doluysa..İyi de her bilinçaltı seninki gibi değil ki.Sen güzellikler bulmaya çalış ama biri acı arıyor bilincinde.Kafasını boş bir sepete döndürmeye çabalarken yarınki buluşma geliyor aklına.Yatılı okuldan arkadaşlar buluşuyor.Yeni evine geçiyormuş biri.Yep- yenidir,tertemiz,deniz de görüyordur,takımlar da çıkarılır ikramlar için.Ama on iki kez taşınınca her şeyin tek olduğu mutfak gereçlerine sahibim.İki birinden üç diğerinden.Zaten takım sevdalısı da olmadın ki hiç.Pencere demirlerinin birinci katı boğduğu evine gelirler mi?Bu ,hiçbir şeye sahip olamamış, avanak demelerinden çekiniyorsun.Oturtacak yerin de yok o ayrı.Gitmemeye karar veriyorsun,dönüşte kazı kazan almaya uğrayayım.Günlük umut satın alıyorsun.Yemekten sonra kahveni içerken kısa süreli umut zamanı.Birşey kazanamadın ama inat ediyorsun.
22 Eylül 2020 Salı
İçimden ve sokaklardan 4-Hamamdan çıkmış gibi nemini de yüklenmiş hava içeri akıyor.Geri kaçmaya kalkışsa kendini salonun ortasında buluyor.Yazı özlerdi bir zamanlar.İki üç yıldızlı küçük otellerin buğuntulu odalarından denize girer,suyla kucaklaşırdı,sırtüstü yatıp göğe bakmak çok iyi gelirdi.Şehirler arası otobüslerin uykusuz gecelerinden sonraki sabahlardan korkuyor artık.Sendelemekten,ertesi günkü karamsarlıktan.Molaların tuvalet ihtiyacına cevap vermeyen uzunluğundan.Yazlıklarında çekildi oturup söyleştikleri.İnternete giriyor,yaşayanların yaptıklarından bazılarını beğeniyor,bazılarını hızla geçiyor.Nasıl da aynı sırayı izliyor karanlık günlerin sapılanları.Tırnağını kırmaktan korkan yollar 40 yıl öncesinin aynısı.Tek kitabına imza günü düzenleyip her anını paylaşan pazarlamacılar.Kendini öne koymanın en önemli belirtisi de aynı.Gıdığın kısılması gözlere oturmuş,ben de neymişim bakışı.Daha çok duramıyor oralarda .Sahile vuruyor ayakları.Kedilere laf atıp yanıtını da hemen alıyor.Ne güzel her şey için aynı sözcük onların ki..Yorumlamak senin sorunun diyen,deniz durgunluğunu aşmaya ramak kalmış bir dalgınlıkta.Birden onları görüyor,kucaklarında çocuğuyla oturan anne ve baba.Üçünün de saçları sıfıra vurulmuş,çocuğun yüzü lösemi.Kaybetmeye isyan etmiş yüzlerine bakıyor saygıyla.Uzaktan bağırıyor biri.Arkadaşları.Yine üzülecek bir şey bulmuşsun, kendine ne var ne yok diyor biri kahkahayla.İdare vaziyeti işte.Şurada bir çay içelim.Ay kampa gittik,deniz şahaneydi.Bir de ucuz,askeri kamp ya.Aaa seni de alırdık biz amaan.Geldikten sonra hatırladığını gizlemiyor bile ..
16 Eylül 2020 Çarşamba
İçimden ve sokaklardan3-Uzak bir köşede bazılarının sinsi bir gizlilikle gözlediği iki travesti sevimli köpekleriyle gelmişler.Abartılı mini eteklerinin sergilediği bacaklarını açarak oturmuşlar.Bakanlar için bir gizlilik abidesi onlar.Bana selam veriyorlar uzaktan.Selam verenleri yok başka.Bir kez çakmak istemişler,vermiştim.O günden sonra anlaşıldıkları mesajını aldılar benden.İnsan karmaşasının bir çeşidi olarak görüyorum onları.Kitabımı açıyorum.Kalemim yanımda,kağıdım da.Kitapla konuşmaya başlamak için zaman kolluyorum.Yanımdaki salıncağa iki kadın oturuyor,karşılarında bir adam.Onları ikna etmeye çalışıyor.Karısı duymaz,idare edersiniz be diyor ikide birde, size söz.İşte kara kedi geliyor,doğru kucağıma atlıyor,kediler yalnız insana giderler.
15 Eylül 2020 Salı
İçimden ve sokaklardan 2-Çıkmadan mutfak camının önüne bakıyorum.Gece gelmiş,yüzüme bakıyor.Uykun mu geldi diyorum.Uzanmış,oğluma söylediğim ninniye başlıyorum,gözleri ağırlaşıyor ve kapanıyor.Deniyorum yine aynı.Ninniyle uyuyor,şaşıyorum.Çıkıyorum cevize selam vermeden geçmek yok.Milli piyangodan para çıksa,iş yerlerine gidip küfredeceğim diyor iki gençten biri.Bahçeye uğruyorum.Bugün sessiz,palmiye ağaçlarının fısıltıları.Bana içini dökmeye gelenler ,karşısındakiyle paylaştığını zannederler ya,dinlemekten yorulduğumu bilmezler.Kadıköy'den dönüşte yol yorgunluğuyla atarlar kendilerini,çökerler kalırlar.Ağaçların gövdelerini hele de söğüt dallarımla sarmalar,bezginliklerini anlamazlar.Adını yadsıyanlardanım.Tek palmiye ağacı yok yöremde bile.Adım palmiye ama.Çevremde betondan yılmış gözler,doğanın onaracağı geniş alanlar var.Çimenler,ağaçlar,köpekler,kediler..Göz erimi denize varır ya bilinmezliklerle tıkanmış duygularımız,ansızın rahatlar.Ufkun belirsizliği,sonsuzluğun doğallığını hatırlatır sanki.Issız bahçede küçük bir havlama.
14 Eylül 2020 Pazartesi
İçimden ve sokaklardan 1-Her üç ayda bir hamile olan kedim comparsita,camın kenarına atladı.Yemek bekliyor.Koştum hemen mamayı kaba koyacağım ama biliyorum ki hemen yemez.Önce yanağımı diliyle ufacık yalar,başını başıma dayar,sonra yemeğine başlar.Baş kızım baş dersem de başını tekrar başıma sürter.Bu onun teşekkürü.Gözlerimi yaşartır bazen .Sokaktaki kazı kazan satan bayinin önündeyim.Ada-mın biri nefes nefese ,abla hemen bir kazı kazan ver büyüsü bozulmadan.Ne oldu ki?Başıma kuş sıçtı,Bana çıkması lazım artık.Kredi aldım,nasıl ödeyeceğim bilmem Kadın yüzüne baktı adamın ciddi mi diye.Adamın yüzü ciddiyetten beklentiye dönüşen heyecanıyla inanç doluydu.Kazıdı kağıdı,ah bir sıfır daha olsaydı deyip gözyaşlarına boğulurken,dayanacak başka hiçbir şeyim yok dedi.Bu kuşlar daha çok sıçsa,benim satışım patlar dedi satıcı sırıtarak.Bugün bütün kasvetimi yenip doktora gittim dedi biri. Göğsümde üç ,koltuk altımda bir kist varmış.Geçmiş olsun hanım abla dedi satıcı.Doktor parça alınacak dedi,gittim o odanın kapısına,ayaklarım titredi,bir terleme bir terleme.Kaçtım oradan.Niye kaçtın ki?Kötü oldum,korktum.Kocamı aradım,gelsin diye,yüreğim o kapıdaki gibi ağzımda.Para mı var da geleyim deyip kapattı telefonu.Kardeşimi aradım,büyütmüşsündür abla,kimse yok mu eniştem falan.Ağlama ya da ağla çekinme ağla.Herkes yalnız aslında derken sarıldı kadın satıcıya.
10 Eylül 2020 Perşembe
Öykü ya da roman 5-Kadın evde yoktu bir kaç gündür.Ceviz,kapıya baktı. baktı,baktı.Baktı kaldı.Kepçenin ucundaki kafeste elindeki kesici aletle adam dallarının arasına daldı.Önce kalın dalını kesti attı.Yoldan geçen arabalara dokunuyor bu deyip oh çekti geçenler.Küçük dalları da kesildikten sonra gövdesine daldılar.Ceviz baktı kimsesizliğine ,kadını şimdi anladım dedi iç çekerek.Kimsesizlik buymuş ,.dallarınızı akıllarına estiğince keserlermiş.Ortalık açıldı yaşayın siz dedi biri.Kolunuz kanadınız kırılırken birileri sevinirmiş.
8 Eylül 2020 Salı
Öykü ya da roman-4-Ceviz dallarını yaydıkça onu buradan kimsenin kovamayacağına inanıyor.Rüzgarın usul usul esişine bayılıyor.Salınışı nazlı.Çöp kutusunun dibine konmuş dolabı parçalıyor çöpçü çocuk.Odun ürkütüyor cevizi.Mobilya olunca böyle parçalanmak da var.İnsan da parçalanan birini görünce irkilir mi böyle.Yok irkilmiyormuş .Açıldı ortalık yaşayın siz diye bağırdı birileri.Kolunuz kanadınız kırılırken birileri sevinirmiş işte.
Nerden komşu dedi biri camdan.Bir yerden deyip geçti kadın.Bu kadın da nereden gelir,söylemeden girer,cevizle konuşur ama.Yalnız yaşayınca oluyor böyle demek ki.Ama ne buluyor bu cevizde.,Ben de gitsem arada,yok canım komşular ne der,deli miyim ben.Kocam konuşsa biraz benimle.Ceviz hasretle baktı karşı duvara.önceden oralara yuva yapmış böğürtlenleri anımsadı,özledi.Elleri kolları dolu gelen kadın cevizin altına gidip ellerini gövdesine yasladı.Sonunda iki dalını kesmişler.Korkma iki dal sadece.Niye dertleniyorsun ki buna.Daha çok dalın var .Evimde iki komodin var cevizden,bakınca kimbilir hangi can yandı dediğim.Bana geçmişteki beni hatırlattıkları için kapı önüne koymaya çalıştığım ama kıyamadığım.Birini açmıştım bir gün.Yatağın benim tarafımda olmayanını.İçinde lastiği erimiş iki külotu kalmıştı.Dört beş gecede bir eve uğrayan adam iki göstermelik çamaşırını bırakmıştı.Devrimcilik oynuyordu.Annemin,eşim başka bir kadına gidiyor kızım,belli der demez ağlamaya başlamıştım.Çaresizlikten,düştüğüm durumun aşağılayıcı,yaralayıcı tarafının yok ediciliğinden.Evde ne yaptığım,nasıl yaptığım,nelere dayandığım,tek başına kalmışlığımla dalga geçiyordu artık.Hiçbir çıkar yolun yok demek istiyordu ve ben kalıyordum.Özgüvenimi zevkle çiğniyordu.Bu,o günlerin komodiniydi.
7 Eylül 2020 Pazartesi
Öykü ya da roman 3-Cevizi küçücük bir dal halinde saplamışlar toprağa.Ne zaman büyür ki bu demiş gelen geçen.Ceviz inatla tutunmuş,üç dört yılda beş katlı evin boyuna erişmiş.Pıt pıt düşen cevizleri gözler olmuş dalga geçenler.Cevizcik dallarının kesilmesinden,onu terketmelerinden korkuyor.Kadın kendini anlatıyor her eve gelişinde.Sonunda kendi gidemeyişine cevizin dışarı sarkan dallarını kestirerek onu da ortak ediyor.Gidemediği gün söylediği,ben bundan sonra nasıl yaşarım dediği geliyor aklına.Şaşıp kalıyor ceviz,hani seviyordu onu.Sesin durağanlığında insan adımları basıldığı yerde fısıltıya dönüşüyor.Bana bakıyorlar mahmur gözleriyle.Erken saatlerde nereye yürüyor insanlar,sayıları az,konuşmuyorlar bu saatlerde.Kendileriyle mi konuşuyorlar ki bana homurtuları erişiyor.Kocaman gölgemi henüz oluşturamadım ama dinlenin diyesim geliyor,kırışmış alınlarını kararmışlığımla rahatlatacağım.Gövdeme sığındı yine.Sarılacak belki de bugün.Ama yapmıyor.Eli böğrümde,sormadan dinler miyim,başlıyor konuşmaya.İki elbisem vardı ceviz.Bugün aklıma geldi,krem üzerine kırmızı pötikareli,askılı,iki kez giydim,dolaba astım kaldırdım,kaldırdım astım,çöpe koydum bir gün,bir de giyecek yerim olmadı.Kirli sarı vücuduma oturan elbisem,nasıl da yakışıyordu onu da aldım astım dolaba.Bir gün,çarşıya alışverişe giydim.Ellerim kollarım asılı gelirken acıdım kendime.Tertemizdi onu da çöpe koydum.Kendime özenip gidebileceğim yer olmadı,olamadı.Hep savaş giysileri kaldı bana.Günlük yaşam savaşında marketlere,dükkanlara ,sokaklara giysem gülünç olurdu sanki.Belki de inadına giymeliydim.Yoruldum,inadına yaşamaktan.
6 Eylül 2020 Pazar
Öykü ya da roman....-2--Giriş katının tek güzel yanı,araba gelirken caddenin ortasında şaşkınlıkla kalan kedilerin son anda kaçıp,pencereye atlamasıdır.Her pencereye atlamaz kediler.Yalnız insanı tanır,anlar ve dinler.Söylediğimi nasıl olsa karşımdaki kendi yaşam romanına göre anlayacak gerçeğine uyup,her şeye tek kelimeyle yanıt verir.Miyaavvv.Kedilere ters gibi duran kargalar da uğrar kapısına.En çok seslerini sezmeye çalışır kadın.Sesleri dehşeti müjdeler,hemen başlamış,içinde çaresiz kalınmış yangınları,katıp önüne götürecek selleri,uçuşan perdelerin yıkılan evlere hüzün kattığı enkaz altından gelen sesleri haykırdığı depremleri,canhıraş çağrısıyla,yetişemezse bitecek yaşamlarla yüklü ambulansları,muhtaçlıkta trajediye dönüşmüş yalnızlıkları,günlük alışıldık işler gibi haykırır suratlara..Gözleri öyle kuşkulu bakar ki kalakalır kadın.Uzaktan sohbet eder onlarla dinlemeseler de..Cevizin farklı çaresizliğine sevinmek ikiyüzlülük de uçamayışına sevinir,gidemeyişine.Caddeye uzanmış dallarıyla belediyenin tehdit edeceği ceviz ağacı,üç dört metre ilerisinde ama yola uzak defne ağacıyla konuşmaya çabalıyor.Defne,yanındaki zakkumdan umudunu yitirmiş,öğütlerini kayıtsızca dinlemesinde yorumlarken dışlamış onu.Dalları dokunmasın diye duvara doğru yönelmeye koyulsa da dalları onu dinlemiyor.Zakkumu da dinlesen diye diye başının etini yiyorlar.Zakkumla Defnenin anası,evin daha önceki sahibi.
5 Eylül 2020 Cumartesi
Yazacaklarım öykü ya da roman olacak mı bilmiyorum.Ama başlıyorum.
1-İki işte birden çalışarak ,annesinin bir odasına sığınmaktan sevinerek ,sonradan nasıl yapabildiğine şaşırarak alındığı belli olan evlerdendi o.Mütevazi baş eğmeyle konuşlanmış balkonu nefes alınacak yer gibi görünür ama oturulamazdı.Yolla aynı hizada cam demirlerle örülmüş küskün.Sonradan,yolda yaşamak gibi dedi kadın.Girişi kapısı arkada olduğundan ,meydanda olan bir gizliliğe de sahipti.Önceki sahibi de yalnız bir teyzeydi.Şimdiki de.Farkı ,yeni sahibinin ikide birde kendini dışarı atmasıydı.Evin köşesindeki ceviz dikileli on yıl ya var ya yoktu.Ceviz yolun kenarında her yanı izleyerek yerini o kadar sevdi ki,apartmanın boyunu geçti.Kadın,evden çıkar,cevizi alttan izler,gövdesine dokunurdu.Zemin katların girişi farklı.Apartman girişindeki ziller arasında yoklar.Gelen postacı aranıp duruyor.Ama kadın evinin zilini bozdu,çalmıyor.Sesi tanımazsa kapıyı açmıyor.Evin duvarları,insanı sarmalamayınca,sokakta yattığını hissediyor.Sokağın sesleri,,bakışları evin içinde.Bu ,istediğim değil,alabildiğim ev derken yoruluyor.İstediğini aldığı bir zaman dilimi aransa da bulamıyor.