24 Ekim 2020 Cumartesi

 İçimdekilerle sokaklarda13-Kanamasın diye kabuklarını kaldırmaya yanaşmadığı yıllara,nasıl olsa gidip kurtulacağım buralardan sanısıyla dayanmıştı.Bir gün artık bu yolun bittiğinianladığında,yollarına kazılmış hendekleri atlayamayacağını,artık dağları mı denizleri mi seveceğini seçmenin kaldığını anlamıştı.Yol bugün tenhaydı.Alt geçidi geçerken kollarını yana sarkıtmış bitkinliği,makyaj görmemiş yüzü gözlerine vurmuş,bakınıyordu.Yanından geçen genç,çok güzelsiniz deyip uzaklaştı.Kadın etrafına baktı,kimse yoktu.Çocuğun gözleri neyi görmüştü ki..Bozuk olmalıydı.Genç kızlığa geçerken duymuştu ne olduğunu.Teyzesi annesine çocuktur,anlamaz aymazlığıyla,bu kime benzemiş kız,çirkin,sen daha  güzeldin gençken,demişti.Annesi yüzündeki hüznü görünce,acımakla teselli etmek arasında bakıp kalmıştı.Bu genç de yanlış görmüş olmalıydı ama içine gülmeler yayıldı.Omuzları bile dikleşti sanki.Bugün üst yoldan gitmeli,çekip götürülen ağaçlar ve  böğürtlen arkadaşlarımla oradalarmış gibi konuştuğum yoldan,günde üç kez evden çıkarken sorardı kendine,dün hangi yoldan gitmiştim.Çantamı da diğer tarafıma geçireyim değişiklik olsun.Hadi sakın düşme o kuyuya,değişme zavallılığına girdiğim kuyuya.Kaç adım tutuyordu bu yol,saymıştım.Bırak hesaplamaları,öğrenemedin yaşamın hesaplara yabancı olduğunu.Yine yine...

18 Ekim 2020 Pazar

 İçimdekilerle sokaklarda 12-Demiryolunu kenarında ağaçlar vardı,böğürtlenlerin başladığı noktaya gelince onlarla yarışırdı.Böğürtlen yapraklarına içinizden geçenlere yapışır,yapışanlar birikir,yanıt beklemeye heveslenrirdi.Çöreklenen birikintilerden anlaşıldığınızı çıkarırdınız.Dostlarla yanyana yürüdüğüne inana inana böğürtlen duvarının kenarından ayrılmaz,meyvesini koparırken teşekkür ederdi Özledi böğürtlenleri.Hiç gidemeyecek zannederdiniz onları.Sağlam biribirine sarılmış gövdelerini ayırmaya kıyamaz ayrılmazlardı topraklarından.İçten içe ,onların bahaneleri de bu derdi kadın.Bir gün köklerin.sen niye gidemedin.Güvensizlikten diyemezdi.Her şeyin üstüne yıkılıp,sinsice hakaret edile edile yaşadığı yılların yüreğinde oyup bıraktığı ,kendini düşürdüğü ,çıkışının merdivensizliğini kabullenip sıkıştığı paspas yıllarını unutamadığını kimselere anlatamazdı.Uzun romanları bir iki cümleye sığdıramazsınız.Karşınızdakilerin kendi dünyalarınca yorumlayacakları da katılınca içine,adınız,inatçı olurdu.Hiç izin vermedi buna.

17 Ekim 2020 Cumartesi

 İçimdekilerle sokaklarda 11-Ocağı kontrol edip,anahtara bir kez daha dokunduktan sonra sokağa çıktı.Dönüşte sohbet ederiz dedi ceviz ağacına.Beni görmesin der gibi kendini saklaya saklaya geçtiği evde bir arkadaşı oturuyor.Artık en güvendiği insana güven oranı %5.Bu arkadaşı da ortalarda bir yerlerde.Camdan görüyor kadını bir bağırtı koparıyor,gel lütfen haydi birazcık.Keyifsizce gidiyor evine.Bak bugün bir fal bak bana Çok oldu ama bugün çok ihtiyacım var.Sen hep dersin,kahve telvesiyle  ne görülebilir yapmayın diye.Tamam ama senin falların çıkıyor yav.Kadın yüzüne bakıyor onun.Ah şu anda o yüzün fotoğrafını çekebilse.Ama artık bıktı.Gören fal baktırmaya çalışıyor.Buna bir çözüm bulmak gerek.O an aklına geliyor.Bak artık bir fincan fal nakımı 100 tl ,kusura bakma.Arkadaşının gözleri fal taşı gibi açılıyor.Ah şu anda bu para yok yanımda.Kart kullanabilseydik.İçinden gelenleri söyleyebilse bir daha yüzüyüze bakamayacaklar.Ben çıkayım işim çok deyip kapıya yönleniyor.Sokakta,yolun ufkuna bakınca yoldaki dert ortağı kayıplarına uğramak geldi içinden.

16 Ekim 2020 Cuma

 Dersler....Yaşamında seni mutlu eden ,kendine kalanı kurtar.Eski sen o günkü kafasıyla yaşamı tanıdığı kadarıyla yaşadı yaşadıklarını.Bu yüzden pişmanlığın kimseye yararı yok.Geçmiş değişmez,bitti.Geçmişi ancak öykülerinde gerekiyorsa an.Yaptığın her şeyden mutlu olmaya çalış.Küçümsemeden.Hem mutluluk öyle saatlerce sürecek bir olgu değil.A,kahırlcı da yaşamın içinde.Kendini yaptığınher şey için değerli bulmaya çalış.Bana her şey değer duygusunu unutma.Kısacası,elindeki şartlarla elinden geleni yap,kahırlanmadan.İsyanın yararı yok.Gençlik yıllarında öğrendin,bedeller ödeyerek,isyan etmek senin gibi isyan edenler varsa geçerli.Arkanda kimsenin olmadığını öğreneli çok oldu...

 İçimdekilerle sokaklarda 10-Uykusunu yarıda bölüp belki bir tanıdığa rastlarım beklentisi yüzüne yapışmış  kadın,çocukluğunun ne olduğu belirsiz günlerinden habersiz ,ulaşacağı günü belirleme şaşkınlığı gözlerinde ,belinde bağlı hizmetli önlüğüyle domates seçen saçlarının yarısı kırlaşmış,genç yanları yaşlı yanlarıyla gölgelenmiş ,yaşsız ,eşini arayan ama bulmaktan umudu bitmiş gözleriyle bir adam ,genç kalma inadıyla yaşlılığın kavga ettiği  görüntüsüyle yaşını bilmedikleri kız,her gün hemen hemen aynı saatte marketin girişinde kendiliğindenmiş gibi karşılaşırlardı.Bu gün de kimseyi görmeden bakınan kadın reyonları dolaşıyordu.Alacağı ne olabilirdi.?Bir şeyler almalıydı.Buraya geldiğine göre.Evde altı tuvalet kağıdı ,mutfağa sığmayan peçeteler cirit atıyorken,bu kez bir şey almadan çıkacağım,sözünü yine tutamıyordu.

10 Ekim 2020 Cumartesi

 Terapi 2-İnsanın insana eziyet etmediği sistemler çok uzak görünüyor.Demokrasilerin en büyük çıkmazı insan doğasının hep ben hep ben diyen yanı.İnsan olmak ezbere çok tanımı yapılan bir kavramdır.Ama temelde insan olabilmek kendinden başkasının nasıl yaşadığını dert etmekle başlar.Oysa kapitalizmin uygulandığı sistemlerde kendin için önüne geleni harcamak vardır.Bugün bunun acıları yaşanıyor daha da yaşanacak.Biz istiyoruz,kahroluyoruz diye değişmez.O zaman en az üzüleceğimiz yollar bulmaya çalışmak gerekiyor.Bu günün oluşumunda katkımız yoksa tabii.Çevremizdeki insanların nasıl davranacaklarını yönlendiremeyiz.Bekleyişlere girmeyelim.Kendimizi,yaptığımız her şey için değerli bulalım.Bana değer duygusunu güçlendirelim.Güneşin doğuşundan bile mutlu olmaya çalışın.Çok züğürt tesellisi gibi görünse bile.

7 Ekim 2020 Çarşamba

 Terapi 1-Keşke herkes terapilere gidebilse.O parayı bulsa da Oysa düşünce düzeyi ortaçağı aşmamış ülkelerde hastalar ortalarda gezip,kendine ve çevresine zarar verirken terapiye gitmek hala delilik diye yaftalanır.Kimin deli olduğu gerçeği çok tartışılacak bir konuyken üstelik.Organlarımız yıpranırken ruhumuzun yıpranmasını yok sayarız. Çünkü küçük bir grup kime ne yaptığını umursamadan kendine kazanç getirenden yana tavır alır ve diğer insanları da yoksullaştırarak kendine bağlar.Zoraki bağlılıktır bu, elinizdeki küçücük var olanı da kaybetmemek için köleleşirsiniz.Yok ben yapmam diyen,yoksulluğun götürdüklerini bilmeyendir.Ekonomi politik bilimine çok girmeden ama çıkmadan da kırılan yanlarımızla ilgili elimizden gelen onarım biçimlerini konuşmak isterim.Önce nerede bir sorun-suç varsa,onun ardı kocaman bir romandır.Oraya bakmak gerekir önlemek için.Oradaki yaralı uygulamayı onardığınızda sorunu çözersiniz ancak.Tekrar konuya dönüyorum.Keşkelerimiz,kahırlarımızın uzantısıdır.Ruhu yaralanan keşkelerinde kendini suçlar.Oysa ,yapmadığımız,ya da yaptığımız neyse,Onu o günkü biz yaptık.Yaşamı bilmiyorduk,tanımıyorduk.Herkesi de iyi sanıyorduk üstelik.Çocukluk ya da gençlik resminizi önünüze alın.Başını okşayın onun.Karşınıza bir sandalye alıp,sizi  kahreden insanın oturduğunu varsayarak da konuşabilirsiniz.Doğaldır bu.Psikologların bir sözü vardır,kendinizle,eşyalarla konuşun ama eşyalar sizinle konuşmaya başladıysa ruhunuz çok yaralıdır,zedelenmiştir.

3 Ekim 2020 Cumartesi

 İçimdekilerle sokaklarda 9-Koşullarımı kabullenmekte zorlandım,sıcak yaz gecelerinde evde ter içinde boğuşurken,keşke evim dışarı çıkabileceğim bir yerde olsaydı,keşke balkonum da olsaydı diye diye..Ee yok,kendini bunaltınca bunlar gelecek mi? Oysa akşam serinliğinde çıkabilirdim.Bulunduğun duruma tühlenirken,elindekini göremiyorsun.Bir de bu işte,şartların bu diyebilmeli.Diyemezsen,kendine acıman bitmiyor.Bir de iyi koşullara sahip kim varsa kıskanıyorsun.Bunlar ticari gelişim kitaplarına benzedi,kendini kandıramıyorsun.Ekonomik adaletsizliğin nedenlerini biliyorsun çünkü.Keşke okuma yazma bilmeseydim dediğin de oldu.Hele yaptığı evlerde depremde 200 kişinin öldüğü müteahhit yepyeni bir bir ev aldığında sevinçle taşınırlarken ,onca canın aldırmazlığıyla refaha ulaşırken ,kendi dürüstlüğünün ,başkaları  için mücadele etmenin yokluk olarak geri dönmesine isyan ediyorsun.Haklısın ama böyle işteYanlış ülkede doğmuşsun.Haydi iç ilacını......e.a

1 Ekim 2020 Perşembe

 İçimdekilerle sokaklarda 8-Unut o kızı.Gecenin bir yarısında karnım aç diye gezen kızı.Hem görmedin,tanık olmadın,belki anlatan çocuklar uydurmuştur.Sen nasıl düzelteceksin bunu.Unutacaksın,çare yok.Kocaman bir çıt sesi.Ceviz düştü.Koş,sen kap ,komşular yetişmeden.Yaşamında zevk alacağın bir şey yoksa,yaşamın değer olduğunu da unutuyorsun.Görev olarak yaşamak başka,severek yaşamak başka.Cevizin çıt sesi,sessiz evime girmeden duyduğum son ses.Eve girince ses bulayım  diye mi istemiştim evliliği.Biraz.Belki de nasılsın diye soran biri olsun diye.Ben koyulayım anlatmaya,biri dinlesin,dinlesin,çok yorulmuşsun desin.Sımsıkı sarılsın ama öyle yarım yamalak değil,insan sıcaklığını hissettirecek kadar.Oysa herkes kendine sarılmanın peşindeymiş.Yaşamı bu denli farkede ede depresyonla karşılaştım.Uzunca süre acıya 5 dakika yeter derken,bir iki günlüğüne daldığım umutsuzluk sürekli olunca,yemek yiyerek yaşama tutunmaya çalışırken,bir de kilo verince,kendime ağır gelmeye başladım.Yerin altımdan kayacağı noktaya gelince ,kardeşimi aradım.Bu hallere mi düşecektim ağlamasıyla kendimi anlatmaya çalıştım.Geldi,gitti,ilaç alıp almama konusunda çekişe çekişe sonunda karar verdim.1eylül 2014 te ilk ilacımı içtim.Çarşaf gibi prospektüsü bir yana ,nereden geldim buraya nasıl savruldum demeyi bıraktım.Geçmişe dalmak,geçip gitmiş ne varsa,ne kadar asılsız,tüketici.