Öykü ya da roman 3-Cevizi küçücük bir dal halinde saplamışlar toprağa.Ne zaman büyür ki bu demiş gelen geçen.Ceviz inatla tutunmuş,üç dört yılda beş katlı evin boyuna erişmiş.Pıt pıt düşen cevizleri gözler olmuş dalga geçenler.Cevizcik dallarının kesilmesinden,onu terketmelerinden korkuyor.Kadın kendini anlatıyor her eve gelişinde.Sonunda kendi gidemeyişine cevizin dışarı sarkan dallarını kestirerek onu da ortak ediyor.Gidemediği gün söylediği,ben bundan sonra nasıl yaşarım dediği geliyor aklına.Şaşıp kalıyor ceviz,hani seviyordu onu.Sesin durağanlığında insan adımları basıldığı yerde fısıltıya dönüşüyor.Bana bakıyorlar mahmur gözleriyle.Erken saatlerde nereye yürüyor insanlar,sayıları az,konuşmuyorlar bu saatlerde.Kendileriyle mi konuşuyorlar ki bana homurtuları erişiyor.Kocaman gölgemi henüz oluşturamadım ama dinlenin diyesim geliyor,kırışmış alınlarını kararmışlığımla rahatlatacağım.Gövdeme sığındı yine.Sarılacak belki de bugün.Ama yapmıyor.Eli böğrümde,sormadan dinler miyim,başlıyor konuşmaya.İki elbisem vardı ceviz.Bugün aklıma geldi,krem üzerine kırmızı pötikareli,askılı,iki kez giydim,dolaba astım kaldırdım,kaldırdım astım,çöpe koydum bir gün,bir de giyecek yerim olmadı.Kirli sarı vücuduma oturan elbisem,nasıl da yakışıyordu onu da aldım astım dolaba.Bir gün,çarşıya alışverişe giydim.Ellerim kollarım asılı gelirken acıdım kendime.Tertemizdi onu da çöpe koydum.Kendime özenip gidebileceğim yer olmadı,olamadı.Hep savaş giysileri kaldı bana.Günlük yaşam savaşında marketlere,dükkanlara ,sokaklara giysem gülünç olurdu sanki.Belki de inadına giymeliydim.Yoruldum,inadına yaşamaktan.
7 Eylül 2020 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder