İçimdekilerle sokaklarda 17-Kapıyı açar açmaz,portakal ağacının kokusu yayılıyor.Portakalları pek sevilmiyor,çekirdekleri fazlaymış.Ben seviyorum onu,her gün bir iki düşüyor,sabahleyin onları görünce hediye geldiğini düşünüyorum.Yola çıktım yine.Yollarda betonların arasından can havliyle çıkan otların fotoğraflarını çekiyorum.Direnişçiler diyorum onlara.Buldukları ufacık topraktan isyan ediyorlar,betona.Çiçek açanları genellikle sarı.Nedeni var mı acaba?Sarı,hüzün rengi gibi gelir bana.Birazdan bir selam verenle duruyorum.Arkadaşım,ay gelmedin hiç diyor.Bir gün dan diye girişeceğim söze.Ben ona çok gittim ama onun gelmek aklına gelmedi.Neyse ev gezmelerini de sevmiyorum zaten.Her halde,eşinden yakınmaları birikti.İstemiyorum artık dinlemek.Bir gün ne söyleyeceksen,eşine söyle deyip bırakacağım.Yüzüne canım cicim,bana dert yanıp duruyor.Neyse ki bu yaşın,yaş almanın güzelliği var.Ağzına geleni çekinmeden söylüyorsun artık,biriktirmeden.Yürürken aklıma bir şiir düşüyor.Şiir aniden akıyor genellikle içime.Ama telefon bölüyor,bir daha zor hatırlarım hemen yazmalıydım.Bir akraba.Bir süredir,sürekli arıyor,oysa aramazdı.Ben gezmek istiyorum diyor,seninle gezeriz kafa dağıtırız.Bak seni arıyorum bunun için.İstanbul'u iyi bildiğimi düşünüyor,onu gezdireceğim.Uzun süredir aramayan bu akrabanın niyetini anlıyorum hemen.Olur tabi olur,benim debir çok sorunum var dertleşiriz seninle diyorum,alacağım cevabı bilerek.Bir anda;ay ben o zaman gideyim deyiveriyor.Gülmeye başlıyorum,kendini açık edecek cümleyi kaçırıverdi ağzından.Ondan sonra aramayı kesiyor,beklediğim de buydu.
20 Kasım 2020 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder