10 Nisan 2014 Perşembe

Karamuk,kara kedim

     O, beni sokağın başında beklerdi.Kendince konuşarak eve kadar,nerde kaldın diye diye gelirdik.Camın kenarından ayrılmaz,en yalnız hissettiğim anlarda,küçücük bir sesin yanımda olduğunu hatırlatırdı.İnce bir miyav.Masum gözlerini diker,ısrarla bakar,bakardı.Ne zamandır,içeri al beni demeye getiren ısrarını anlayamadım elbette.Meğer temelli gitmeye hazırlanırmış.Eve alamıyordum,bir yere gittiğimde nereye bırakacaktım.Bir gün camın önünde otururken,baktım,arkasından bir şeyler çıkıyor.Bir yavru çıktı.Elledi,yaladı.Hüzünlü gözlerle bana baktı.Ölü yavru.Üç gün içinden parçalanmış yavrular çıktı.İçi kanadı.Veterinere götürsek mi derken,kaça mal olacağını da,hesapladık,kedisever komşularla.Çok geldi,iyileşir kendi kendine dedik.Birkaç gün az az yedi,sonra,yemeyi kesti.Bir gün pencereye atlayacak dermanı da bulamadı.Ağacın altında kalmış.Süt,et koşturdum,yanına oturdum.Başını okşadım durdum.Kalkamıyordu.Ağzından beyaz sular çıkınca,son zamanları olduğunu anladım.Daha önce almadığım içeriye aldım o gece.Gideceğini bilince aldım yani.Gece boyu baktım,sevdim,kalkamadı.Sabahleyin ölmüştü.Ekonomik olarak yetmezliğin kaybettirdiği sevgi.Bir mezar kazdım bahçeye,gömdüm.Başında bir ağlama tutturdum.O kadar çok şeye ağladım ki,kendimi suçlaya suçlaya.Küçük dostum,rahat uyu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder